6 Kasım 2016 Pazar

bir arkadaşa bakıp çıkacaktım

               Selamlar! sizi unuttum sandınız diğğmii ? Dimi ama dimi?? Aylar sonra biraz blogumu özlediğimi farkettim. Azıcık yazayım dedim (sarılma etkisi yaratıyor).
               Yokluğumda bambaşka biri oldum diyormuşum. Yok be şaka. Ama başımdan neler geçti a dostlar. İşim mi değişmedi sevgilim mi değişmedi arkadaşlarım mı değişmedi :D Sahi hepsi değişir de insanın arkadaşı nasıl değişir ya? Valla değişiyormuş bende şaşırdım. Şaşırttı ama güldürmedi. Üzdü.Olsundu. Çokta şe yapmamak lazımdı. Hayat böyleydi falan işte..
ulan bide darbe falanda oldu bak o kadar kendi kabuğumda yaşıyorum ki onu unuttum görüyor musun.

               Neyse efendim çokta uzatmayayım girişi yakında iç dökmece falan yazarım. Zaten milletimizin en meraklı olduğu konu dert tasa dinleyip ohh çok şükür demek . Birde okuduklarımı bir liste dökerim hoş toplasan 10 tane kitap çıkmaz ya . En azından yeni yazarlar falan tanıdım sizde tanıyın. Yeni insanlar tanımaktansa yeni yazarlar tanımak beni daha çok mutlu ediyor. Belki sizide eder.
Yakın zamanda görüşmek üzere tamam mı? Hoşçakalın!

10 Mayıs 2016 Salı

In the balm of your hand- Loreal BB krem

Merhabalar!! Cillop paletimi sizlere tanıştırıp kaçacağım. The balm ın yeni mi eski mi olduğunu hala kavrayamadığım bu paletini bulana kadar ömrümden ömür gitti. Balm jovi ve bu palet arasında çok kararsız kalmama rağmen Balm jovideki  o kadar fara ihtiyaç duymadığımdan hemde bu palette  aydınlatıcı, bronzer,allık, ruj , far hepsi bir arada olduğu için tercihimi bu yönde yaptım:) İndirimli fiyatı 55 tl ye denk geldi. Hepsini ayrı ayrı almaya kalksam bütçemi toparlayamazdım sanırım:')
Söylemeden geçemeyeceğim  Mary-lou o kadar çok övülüyordu ki beni azıcık hayal kırıklığına uğrattı. Allıklara ve farlara ba-yıl-dım. Bronzer insanı olmadığım için henüz Bahama Mama'ya hiç dokunmadım. Rujlara da benzer renklere sahip olduğum için biraz parmakladım o kadar:D Ama genel olarak memnun muyum? Tabikii!
Not: Fotoğrafların kalitesi için üzgünüm orjinal renkleri merak ediyorsanız the balm ın sitesinden girip bakabilirsiniz;)

Birde Bb krem insanı olarak Loreal dan bahsetmesem olmaz. Daha önce kullandığım Garnier ve Pure beuty markalarını da özet geçeyim.Garnier benim tenim için herzaman fazla turuncuydu ve bikaç saat bekledikten sonra turunculukta artıyordu. Onun dışında kendisiyle iyi anlaşıyordum. Az sürünce iltifatlar bile alıyordum :) Pure beuty ise Bb kremden ziyade bende fondöten etkisi bıraktı. Kapatıcılıgı istediğimden fazlaydı ve cildim tarafından emilmiyordu. Yüzüme bişeylerin sürülmüş olduğu apaçık ortadaydı yani:D Loreal'e gelirsek 2 kez kullanabilme imkanım oldu. Kıvamının katı olması gözümü korkuttu dağıtması zor olur diye düşündüm ama neyseki çok kolay dağılıyor. Ilk sürdüğüm an " ee krem sürmüş gibi emildi yüzümden gitti bu " dedim (pure beuty kapatıcılığına alışmışım)ama birkaç dakikaya kalmadı cildimin kızarıklıkları gitti cilt tonumdaki farklılıklar eşitlenmeye başladı.Etkisi 3 saat falan idare ediyor gibi. Eve geldiğimde kizariklar yeniden ortaya çıkmış haldeydi:) Kapatici özelliği yok. Sevdim gibi:) Bu yaz benimlesin bebeğim!

3 Mayıs 2016 Salı

Hellö!

Hellöö!! Sevgili blogum seni çok özledim! Ay ara verip verip yazmak ne zormuş. Sanki dizinin 1. Sezonundan 3. Sezona atlamışım gibi :) Ama olsun daha keyifli daha mutlu bir sezonu açtım. Her şeyin yenisine tırsarak yaklaşan ben, geçmişine takılıp bırakamayan ben hayatımda yenilikler yapmak için bir adım attım. Aman ali rıza bey ağzımızın tadı kaçmasın diyerek olmuyormuş. Varsın ağzımın tadı kaçsın. Varsın herkesin ağzının tadı kaçsın.Ama ben artık sabit kalmayacağım! Ufak tefekte olsa yaşamımı, yaşama bakış açımı değiştirmek istedim ve en büyük iyiliği yaptım kendime. Beni kötü hissettiren, beni sürekli mutsuz eden, sinirlendiren insanlardan uzaklaştım. Hemde öyle bi uzaklaştım ki pufff anında yok oldular!!:) Artık kendi içimi kendi ruhumu dinleyebiliyorum. Hala eskisi gibi karamsarlığa kapılıyorum doğru ama en azından sinirli ve çevresine mutsuzluğunu bulaştıran o kişi değilim!!
**Benim için bir psikolog bir arkadaş bir hayat koçu olan kişinin başına gelenlerden sonra (yazar kişi burada detaya girmek istemedi) hayat o kadar da basit insanları ve basit olayları kafaya takacak kadar uzun değilmiş. Bazen silkelenip gözümüzün açılması için, en ufak nedenlerden bir şükür sebebi çıkarabilmemiz için kötü şeyler görüp geçirmemiz gerekiyor sanırım ne dersiniz??Allah tüm hastalara şifa ve sağlık versin ve sizde dualarınızı eksik etmeyin lütfen diyorum ağlama moduna geçmeden yazımı bitiriyorum:)

20 Mart 2016 Pazar

Sevemedim kara gozlum

Selamlar.. Bu postu haftalar önce hazırlamış kitabı yarım okuduğum için yorum yapmak istememiştim. Daha sonrasında olan olaylarla da bu taslağı unutup gitmişim. Aslında canım hiç istemiyor ama kafamı dağıtmak amaçlı kısa birkaç yorumda bulunup kaçacağım.
Maybelline push up drama rimelini youtube üzerinden ismini unuttuğum ünlü bi make up artistin önerilerini izlerken merak edip aldım. Tam bir fiyasko. Makeup artist dedik güvendik ama reklam yapıyordu sanırım.. Çok çok ıslak bir yapısı var ve gün gectikte kurur yeni olduğu için ıslak dedim ama alali aylar oluyor neredeyse çöpe gidecek hala ıslak. Kirpikleri birbirine yapıştırıyor balçığa bulanmış bi hale getiriyor. Tek tek ayirmak yerine 3-5 kirpigi bir araya topluyor.
Diğer ürün ise yine Maybelline markalı bir eyeliner. Eyelinerın ince uç tarafı ilk aldığım günden beri renk vermiyor o yüzden pek kullanamadım. Toplasan 5-10 arası anca kullanmışımdır. Benimkinin ucunda mı bir sorun var bilmiyorum ama çöpe doğru yol göründü kendisine. Yan tutarak kalın olan gövdesiyle sürdüğümde verdiği simsiyah renk ve göz kapağıma bulaşmaması iyiydi. Ama ben napiyim kuyruk çekemedigim eyelinerı.Maybelline'i bir güzel gömdüm Allah affetsin şimdi sıra geldi Hakan Günday'a..
İlk defa bu tarzta bi kitap okudum hoş tarzın adını da bilmiyorum yer alti edebiyatı falan mı? Benim için çok uzun bi okuma oldu. Cümleler güzeldi karakterlerin içinde bulundukları ruh halleri güzeldi. Ama olaylar sıkıcıydı. Uyusturucu kaçakçılığı planlari okumak pek ilgimi çekmedi o kısımlari hizlica geçtim. Ben daha çok karakterlerin kafalarindaki hayat görüşleriyle ilgilendim bol bol cümle altlari çizdim ve bitti. Hayatımın kitabı değil ama değişik bi okuma oldu benim için.. Özellikle kinyas beni çok şaşırttı..
Neyse şimdilik bu kadar. Herkes kendine dikkat etsin ne diyebilirimki..

9 Mart 2016 Çarşamba

Olmak İstiyorum

-Kariyer yapmayı hedeflerken "Ay şans eseri hayatimin aşkını buldum (zengin koca) " deyip ömür boyu bir eli yağda bir eli balda yaşayan kadınlardan olmak istiyorum.
-Karşıdaki kişi ne kadar beyinsiz olursa olsun( ülkenin %90ı)  sakin tavrını koruyup derdini güzel uslubunu bozmadan anlatan insanlardan olmak istiyorum.
-Herşeye enerjisi yeten, ordan oraya koşturan,fazla sosyal ve konuşkan o bıcırık bacaksız kadınlar varya hıh ışte tam da öyle olmak istiyorum ama boyum kisalmasin olur mu ?
-Hayallerini gerçekleştirebilme imkanını bulan şanslı kişilerden olmak istiyorum.
-Son 2 aydır bitmek bilmeyen 3 adet romanımi bitirip yenilerini okumak istiyorum:( 3 taneye aynı anda niye başlarsın ki aptal kız..
- Sabahın köründe fön cektirmeden işe gidemeyen elleri hep manikurlu şen şakrak ablalardan olmak istiyorum.
- Bide ibrahim celikkolla evlenmek istiyorum :D (şaka değil)
- Beynimden kültür aksın istiyorum.
-Devamı gelecek ama suan game of thrones izleyip kafamı dağıtmak istiyorum!!

14 Şubat 2016 Pazar

Red Musk

Yaşasın indirimli parfümler günü!!! Ay pardon yanlış oldu galiba sevgililer günü
diyecektim:D
Benim için bu yıl sevgililer günü = indirimler günü oldu:D Hemeen koştum bu muhteşem parfümü aldım. Aslında uzun zamandır aklımdaydi ama hiç parfüm insanı değilimdir. Daha çok koltuk altı roll-on kadınıyımdır:D öyle bir tür oluşturdum kendimce. Herneyse efendim bu avuçici kadarcık 30ml parfüm 40tl gibi bi fiyata düşmüştü. İçinde hiç ciçeksi koku yokmuş. Tütün tarçın ve misk varmış. Kış ayları için uygun bir parfüm yazın insanı bayar diye düşünüyorum. Ve çok kalıcı. Saatler sonra bile hareket ettiğinizde o havanın dağılmasıyla burnunuza kokusu geliyor. Benim yaz ayına kadar favori parfümüm bu olacak gibi görünüyor. Birde black musk çıktı yeni sayılır. Onu da çok merak ediyorum ama artık başka bahara kısmetse:D
Sizin içinde çiçek olmayan ferah-temiz yada kadınsı favori parfümleriniz nelerdir?

11 Şubat 2016 Perşembe

Charlotte

Merhabaaağğ:) Çoook uzun zamandır anime izlemediğim için bu postu girmek
(Alıntı)
bana biraz zor geliyor baştan söyleyeyim. Neyi nasıl anlatıcam kafam çok karışık. Birincisi sadece kafamı dağıtmak için öylesine izlemeye başladığım bir animeydi kendisi. 2 bölüm şans veririm diyordum. Ama siz öyle yapmayın olur mu çünkü asıl bombastik olaylar sonraki bölümlerde başlıyor.
 Böyle saçma bir girişten sonra biraz konusundan bahsedeyim size:D gizli yeteneği olan yuu (baş karakter gibimsi bişey) kendini bir anda gizli yetenekleri bir arada toplayan okulun öğrenci konseyince buluyor. Ve bu konseyle birlikte şehirdeki diğer gizli yetenekli insanları okullarına sokmaya çalışıyorlar. Niye ki falan diye soruyorsaniz açıp izleyin ben spoiler veremem canım prensibim değil. Dediğim gibi ilk bölümlerde -of bu ne her bölüm ayrı yetenek mi keşfedecekler çık sıkıcı olur öyle yeaa derken birden işin aslında öyle olmadığı ortaya çıkıyor. Ohaa diyorsunuz aboo diyorsunuz hatta. (Yöresel tepkilerinizi siz seçin) Üzülmeli sevinmeli olması beni mutlu etti çünkü full üzülmeli olunca etkisinden çıkamıyorum( ki şu aralar hiç sırası değil). İnişli çıkışlı duygular yaratıyor yani. Yuu zaten yavrum benim seri boyunca yaşamadığı kalmadı deliliğin sınırlarında gidip gidip geldi. Çok yüklendiniz bu çocuğa!!!!(ve bana) Ama benim en favori karakterim  gizemli ıslak adam oldu:))
Kisaca açın izleyin derim. 13 bölümcük bişey.Sonrada bana yazın tamam mıı. Çünkü sevdiğim şeyleri seven insanlarla uzun uzuun konuşmayı severim! Bitti.

2 Şubat 2016 Salı

İyi dinlemeler


Derdi tasayı bir kenara bırakıp  kendimi müziğin akışına bırakma zamanım geldi.. Belki sizinde gelmiştir? Bir boşvermişlik çökmüştür.  

Bana eşlik edin türk kahvemizi yudumlarken gözlerimizi kapatıp güzel şarkılar dinleyelim. Gelecek umutlu günler için.. 


24 Ocak 2016 Pazar

Kendime Notlar

Merhabalar^^ ben ara sıra kendime notlar yazmayı severim. Ya bir yerlerden okuduğum cümleleri  yada o anki ruh halime göre kendi kafamdakileri yazarım.Bazıları için bunun adı olumlama da olabilir bilmiyorum işin o kadar psikolojik boyutuyla ilgilenmiyorum:D Sadece defterimi açtığım da bu notlara göz gezdirmek hoşuma gidiyor. Belki sizinde hoşunuza gider diye bu sefer birkaç tanesini buradan paylaşayım dedim..


         Sadelikle yaşa,ihtiyacın olduğu           kadarıyla yetin
Elindekilerin kıymetini bil, sık sık şükret
Vücudunu sev, bedenine iyi bak
Hangi iş olursa olsun yapabileceğinin en iyisini yap,sınırlarını zorla
Hayal gücünü serbest bırak 
Kendine karşı kibar ol


20 Ocak 2016 Çarşamba

Beeen mesela uçarım mesela yerlere göklere sığamıyorum !!

Hani mesela tüm gün bir sürü deliyle uğraşmissinizdir onlara laf anlatmış,tartışmış, yeri gelmiş çay kahve pişirmişsinizdir. Sonra patrondan azar işitmiş,iş arkadaşlarınızdan nefret etmişsinizdir. Ben niye üniversite okudum ki güzel ülkem de hırsızlar daha kıymet görüyor halbuki!! Diye hayıflanmışsınızdır.
Üstüne  birde artık "arkadaş müsvettesi" kıvamına gelmiş kişiler karşısınsa sabır denemeleri yapmışsınızdır. Gün içinde bir msj sizin hayatta ki en önemsiz kişi olduğunuzu hissettirmiştir mesela?
Ve  tam 12 saat çalışıp eve dönmeyi beklemişsinizdir (7 saattir açsınızdır zira)Tam sofraya oturmuşken ev halkından biri gelip kalbinizi kırmıştır. Lokmalar aşağıya inmemiştir.Hani mesela diyorum hayat bazen çok çekilmez olmuştur!

12 Ocak 2016 Salı

12/01/2016

           




                         Ağlama , dedi
                   Başka ne diyebilirdi..
            Dünya tüm anlamını yitirmişse
            Gözyaşının ne anlamı kalırdı ki..


                                         (jose saramago)

10 Ocak 2016 Pazar

Ankara Kitap Fuarı

Eve henüz gelmişken sıcağı sıcağına bir
kitap fuarı yazısı yazmalıyım^^ Bugün her sene kaçırdığım ve çok merak ettiğim kitap fuarına sonunda gittim. Girişteki sırayı görünce zaten içerisinin nasıl olduğu az çok tahmin etmiştim. İçeri girince 2 tl gibi gayet uygun bir fiyat ödeyip bilet alıyorsunuz.  Ato congresium gerçekten büyük ve güzel bir fuar alanı bence. İnsanı bunaltmıyor.
Her neyse direk konuya geçeyim ben umduğumu bulamadım malesef. Bir iki tane yayın evi %50 indirim yapmış diğerleri %25-30 falan. %25 indirim için evimden kalkıp oraya gidip kalabalığı yarıp kitap alamam yani. Zaten kitap satışı yapan internet sitelerinde de aynı indirim oluyor. Ben fuar diyince baya baya indirim bekliyordum açıkçası. 5 tl -10 tl kitaplarda yok muydu vardı tabiki.. Haksızlık etmeyeyim hemde çok vardı.Ama benim istediklerim hala babalar gibi 30 TL ydi:(  Birde Ankara da ucuz kitap ve yayınevi bolluğu konusunda hiç sıkıntı çekmediğim için beni pek heyecanlandırmadı yani. Küçük şehirde olsam kesinlikle daha çok ilgi gösterirdim diye düşünüyorum.
Aldığım kitaplara geçersek. Aşkın Göz
Yaşları'nın Şems ve Kimya hatunu anlatan 2 kitabını okumuştum ve çok beğenmiştim. Bunu görünce alayım dedim aslında hiç listemde yoktu. Ermiş ise Sergül Kato 'dan çok duyduğum ve merak ettiğim bir kitaptı. Gerçi o başka bir yayinevini öneriyordu ama olsun.. Gülse
Birsel'i sahaflar sokağında buldum:')) Amaçsızca aldım.
Ha bu arada sözü geçmişken sahaflar sokağından bahsedeyim. Aslında en çok burayı görmek için gittim fuara. Eski kitaplar dergiler görmek çok hoşuma gidiyor:)) Cidden hoştu en çok keyif aldığım bölüm orasıydı diyebilirim. Vaktim sınırlı olduğu için çok kitap seçemedim. Aslında dikkatli incelenirse baya iyi kitaplar var hemde 10 Tlden yüksek değil çoğunun fiyatı. Plaklar,pullar,eski paralar,eski dergiler,eski reklam afişleri falan vardı. Hepsini tek tek didikledim^^ Sanki plakçalarım varmış gibi yarım saat boyunca plakları incelememe ne demeli bilmiyorum.
Birde fuarda kitap satışından görevli arkadaşlar cidden çok ilgililerdi herkesle tek tek ilgileniyorlardı. Ben pek sevmem bana sürekli kitap önermeye çalışanları o yüzden uzak durdum ama işlerini içten yapmaları hoş:)) Şimdilik bu kadar fazla uzatmayayım. Gidin görün gözünüz gönlünüz kitaba doysun:'))

9 Ocak 2016 Cumartesi

O piti piti?

Merhabalar!! Bu akşam kendi kendime
bir okuma listesi çıkardım. Çünkü yarın Ankara kitap fuarına gitmeyi planlıyorum ve kitaplığıma baktığımda bir de ne göreyim! Okunmamış bir sürü kitap. Çok şaşırtıcı değil mi!!? (değil) Tamamen yarın rahatça gezeyim diye gönül ferahlatma amacıyla yapılmış bir liste oldu bu:D
1-İlk olarak Kinyas ve Kayra (Hakan Günday) okumayı planlıyorum. Çünkü bloglardan görüp çok merak ederek almıştım. Nedense aylardır elim gitmedi yada sıra gelmedi :)
2-  Başlayıp yarım bıraktığım Ay ve Şenlik Ateşi (Cesare Pavese) Tezer Özlü'nün Yaşamın Ucuna Yolculuk kitabında sıkça bahsettiği benimde yine meraklanıp aldığım bir kitap:) Aslında güzel gidiyordu ama şehir dışında başlamıştım evime geri dönünce bir kenarda unutmuşum:(
3- Bulantı daha Sartre de kimmiş bilmeden sırf adı ve kapağına gönül koyup aldığım bir kitap. 2 kere başladım hatta yarıladım ama olmadı. Varoluşculuk kim ben kim allasen. Onu anlamam için kırk fırın ekmek yemem lazım. Yinede yılmak yok!!
4- Içimizdeki Şeytan (Sabahattin Ali)bunu okumama nedenim bana kalsın baya bir özel hayata giriyor:D ama Sabahattin Ali sevdiğim için içim içimi yiye yiye de olsa okuyacağım:D
5- Vee sonuncu Cehennem (Dan Brown) Nedense bu sefer Dan Brown okumaktan çekiniyorum:( Halbuki Digital Kale ve İhanet Noktası'nı uslu uslu okumuştum. Sanırım okuduğum kötü yorumların etkisi olabilir. Uzun uzuuun betimlemelerden artık iyice bunalmam da başka bir sebep tabi..
Bonuslar: Bu iki kitap tekrar okuma olacak benim için. Sıfır Noktasındaki Kadın'ı sanırım 4 kere okumuşumdur. Basımı yada satışı var mı bilmiyorum.. Sırça Fanus'u da 2 kere okudum ilkinde lisedeydim yaşadığımı bir ben bilirim:D Zaten en azından adını duymayan yoktur diye düşünüyorum. İkisi de ilk okuduğum da bünyemde şok etkisi yarattılar. Soğuk kış günlerinde içimi ısıtmazlar belki ama napıyım sonu pembiş bitmeyen siyahlı grili kitapları seviyorum ^^

31 Aralık 2015 Perşembe

Seneye görüşürüz ^^

Soğuk esprili başlık falan yaptım size nasıl ama^^ Ay ilk defa telefondan post giriyorum çok heyecanlıyım.
 O kadar yorgun hissediyorum ki - sanki tüm yılın yorgunluğu üstüme binmiş gibi- laptop kapağını kaldıracak halim yok. Ama koca bir senenin muhakemesini yapmaya enerjim var o ayrı:D

19 Aralık 2015 Cumartesi

Okuyom Ben Ya Vol1

Herkese yeniden merhabalar:) Upuzun bir aradan sonra rezil bir okuma listesiyle karşınızdayım :D Evet yaklaşık 4-5 ayda okuduğum kitaplar bu kadarcık! (kınamayın başınıza gelir valla) Neyse hızla kitaplara geçmek istiyorum uzun uzun yazıp kafa şişirmeden kısa ve öz olur inşallah lets go!

Rüya Avcısı ( Stephen King) : Bu kitabı sahaftan 1TL ye aldığımı şu postta yazmıştım :) Sahafçı amcadan yana dertliyim biraz o yüzden oradan pek bir şey almıyorum artık :( Bu benim ilk King okumamdı. O nasıl bir kurgudur, nasıl bir hayal gücüdür hayran kaldım resmen. Uzaylı teması olan bir kitap ama absürt değildi kesinlikle. Acaba filmi de var mıdır? Bence olsa izlenir yani ben izlerim :D Ama benim için fazla kalın yani alıp tüm gün yayıla yayıla okunacak bir kitap. Benim sadece yatmadan önce 1 saatlik okuma vaktim olduğu düşünülürse oku oku bitmedi be kardeşim!

Ölü Ozanlar Derneği (N.H.Kleinbaum): Ölü Ozanlar Derneğini de yine aynı sahaftan aldım. Görür görmez çok sevindim çünkü daha önce birkaç kez filmini izlemiştim. İzlemeyen yoktur herhalde değil mi? Eğer izlemediyseniz kesinlikle izleyin tavsiye ederim. Kitap hakkında pek birşey demeye gerek yok zaten filmin bire bir aynısıydı zevkle okudum, bol bol altını çizdim :)

Keşke Kadın Olsam ( Aykut Oğut) : Bu tarz kitaplar genelde hiç ilgimi çekmezdi ( artık çekiyor) ama bir blog yazısında görmüştüm ve yazılanlardan etkilendiğim için gidip aldım.Blogun adını hatırlayamadım allam ya:( Kadın gibi kadın nasıl olunur kadınlığın değeri nasıl bilinir Aykut Oğut bizden iyi biliyor orası kesin :D Beni birazda gaza getirdi ''Kadınım ben!!'' diye etrafta dolandığım doğrudur :D Ama kadınların değerinin bilinmesi için erkek milletini biraz fazla yerden yere vurulmuş gibi geldi bana. Gerek var mıydı buna bilemedim :/  Alın okuyun biraz kendinize gelir, çeki düzen verirsiniz kızlarr:)

Arthur Gordon Pym'in Öyküsü ( Edgar Allan Poe) : Şimdi edebiyat severler beni taşa tutacak ama ben bu öykü mü , roman mı, anı mı,gezi yazısı mı ne olduğu belirsiz kitabı hiç sevmedim. Affet beni Allan Poe :( Gemilerin teknik özelliklerini , coğrafi özellikleri, geminin rotalarının enlem ve boylamlarını tek tek uzun uzun anlatması benim içimi baydı!! Birde ansiklopedi gibi çeşitli şeyleri açıklaması var ki (mesela  bilmem ne kaplumbağasıyla ilgili upuzun bir açıklama yazısı) intiharlara sürükledi beni. Görüdüğünüz gibi zaten incecik bir kitap bir oturuşta bitiririm dedim. Haftalarca elimde süründü sonunda betimlemeleri atlayarak okudum sırf sonunu merak ettiğim için. Ve bilin bakalım ne oldu. Kitabın sonu yoktu. Neymiş efendim Arthur Gordon Pym ölmüş devamında ne olduğu bilinmiyormuş. Çıldırıciim bende yorumumu yarıda kesiyorum.

Deli Çocuğun Güncesi ( Özgür Bacaksız) : BU KİTABI ALIN OKUYUN. Bence yeterli bir yorum. Her cümlesi mi güzel olur . Anaa aynı benim gibi düşünüyor olur. Ay bide aşırı mütevazi bir yazarı olur:))) Çok seviyorum yeaa..

Bildiğin Kızlardan Değil ( Lena Dunham) : Ahh deli kızım Lena'm. Girls dizisini izleyen bilir Lenayı. Hem yazıyor, hem oynuyor, hem yönetiyor. Kendi deneyimlerini ve kişisel görüşlerini anlatan kitabı Türkçeye çevrilince koşa koşa aldım tabi. Deli bu kız yaa valla bak. Eğlendim , güldüm, hatta bazen azcıkta olsa üzüldüm. Ya bu Dünya da ne farklı kafalar yaşayan insanlar var şaşırıyorum. Ama uyarıyorum tercüme bence Google translate :D Başka açıklaması olamaz yani saçma sapan cümleler öf.

Kör Baykuş ( Sadık Hidayet) : Bu kitap için alın okuyun diyemeyeceğim. Çünkü herkese hitap etmez bu kitap. Yani ne bileyim öyle içime işledi ve etkisi altına aldı ki diyecek bir şey bulamıyorum. Her cümlesi ben okuyayım diye yazılmış sanki. Bana özel bir kitap ilan ediyorum bunu :) Okumayın kardeşim!!

Amma ve lakin benim yorumlamam bu kadar. Biraz uzun oldu idare edin :) Yıl bitmeden yine görüşürüz umarım! Şimdilik benden bu kadaaar^^

27 Eylül 2015 Pazar

BOLU- YEDİGÖLLER

Temmuz ayından beri kayıplara karışıp gitmiş benim canım blogum! Herkese geçte olsa bir merhaba ve iyi bayramlar!

Geçtiğimiz ay günübirlik bir gezi yapalım ailece dedik ( kalabalıkmışız gibi oldu hepi topu 3 kişiyiz )

10 Temmuz 2015 Cuma

Olasılıksız!! - Adam Fawer

        Merhaba!! Uzun bir aradan sonra sonunda yine bir kitap yazısı yazıyorum ^^ İşe başladığımdan beri önceki yazılarımda da bahsettiğim gibi kitaplara pek yanaşamıyordum. Eve gelir gelmez uyuma alışkanlığım vardı. Şimdi de bazı günler aynı şekilde devam ediyor ama olsun yavaş yavaş düzelmeye başladım. Eh bide depresif moduma giriş yapınca kitap ve anime olmadan yapamıyorum.Gerçi aileme ve arkadaşıma göre yaklaşık 10 yıldır depresif moddayım yani pek giriş yaptım sayılmaz aslında :D

        Hadi kitaba geçelim fazla boş muhabbet yaptım ^^ Şimdi ilk önce en sinir olduğum olaydan başlayayım benim kitap okurken en hoşlanmadığım şeylerden biri terimlerdir. Evet terim okumayı sevmiyorum. Sonuçta bilgi yarışmasına katılmak gibi bir düşüncem yok. Tamam bilimle, sanatla ya da sağlıkla artık her neyle ilgiliyse bir şeyler katıyor bize ama ben romanları bana bilgi katsın diye okumuyorum. Ruhuma dokunsun, ilgimi çeksin, şu hayattan soyutlasın yeter.
        Olaksılıksız'ı okurken de kuantum fiziğiyle ilgili ders kitabı okuyor gibi oldum. BiR de üniversitede, lisede gördüğüm ve hiç sevmediğim olasılık dersleri geldi aklıma :/  Hatta birkaç cümle atlamış olabilirim -,- Son 100-150 sayfaya kadar olan kısmı hadi ne olacaksa olsun artık sıkıldım diyerek geçti. Notumu vermiştim, hiç benim tarzım değildi! Ama 472 sayfalık kitabın son 100 sayfası hatırına çok kötü yorum yapmayacağım :D Kurgusunu o sayfalarda anladım diyebilirim. Olasılıksız görünen şeylerin birbirleriyle nasıl bağlantılı olduğunu görünce insan bir şaşırıyor dostlar.  Bilim, polisiye, kurgusal şeyler seviyorsanız ve ilk 300 sayfa bana koymaz okurum her türlü diyorsanız tavsiye ederim. Ama aynı türün daha iyilerinin olduğuna bahse girerim -,-  Onun dışında karakterlerde hiç sorun yoktu. Gıcık bir karakter olmadığı için saymadan sövmeden bitti kitap yani :) 

        Çok sevmediğim için çokta uzatmak istemiyorum yazımı.  Sahaf buldum demiştim ya işte oradan yine kitaplar aldım bu sefer tek tek değilde toplu olarak yorumlarım artık :) Son olarak tek altını çizdiğim yer olan yazıyı şuraya iliştirip gidiyorum!


        ''Her ne oluyorsa, ya da sen ne olduğunu sanıyorsan, yine de kontrol sende. Kim olduğunu ve hala kendin olduğunu hatırlamaya çalış. Bunula başa çıkmaya çalış. Kendini güvenceye al , güvenilir mekanlar seç , güvenebileceğin insanlarla birlikte ol. Sonunda bir şekilde gerçeği buluyorsun, gerçekliğe dönüyorsun.''

28 Haziran 2015 Pazar

Fon Müziği : Lana Del Rey- West Coast

        Bugün biraz çekip gitmekten konuşmak istiyorum konunun sonu nereye gider emin değilim:) Her zaman olmasa bile hayatımızın belli dönemlerinde her şeyi,herkesi bırakıp gitmeyi istemişizdir.Yok ben istemedim hayat şartlarım hep gıcırs gitti diyen yoktur dimi :D Varsa uzaklaşsın ben kovalamadan.^^
       Birgün birşey olur kendimizden sıkılırız,kötü bir olay yaşarız ya da ne bileyim en yakınlarımız canımızı yakar işte o an gitmek istersiniz. Tabi canınız yandığında intikam manyağı birine dönüyorsanız kalıp savaşabilirsiniz:D.   Ben öyle değilim ne yazık ki :/ Çekip gitsem yeni bir hayat kursam, sıfırdan başlasam.. Bu sefer hayatıma beni üzen insanları sokmasam, yeni bir ben olsam, arkama dönüp bakmasam..Canım yandığında hemen kaçarım. Kendi içime kapanır aklımdan bu cümleleri geçiririm
       Şimdi ne oldu da bu konuyu açtın Penthosun Yandaşı hayırdır inşallah kız! derseniz eğer, ayağıma öylece çekip gitme fırsatı geldi derim bende size :D  Peki benim ilk tepkim ne oldu? Hayır ya ben gitmem!( Bu kısa ve öz yanıt aslında içinde yusuf yusuflar, panik ataklar, özgüvensizlikler barındırıyor)
        Anladım ki ben sadece hayatımdan şikayetçiyim. Ve şikayet etmeyi seviyorum. Çünkü ne zaman düzeltme fırsatı yakalasam hayır deyip  bir kenara itiyorum. Değişime asla açık olmadan sürekli aynı çizgiden gidip aynı şikayetleri ediyorum. Birşeyleri ya değiştirmekten korkuyorum ya da deneyip başarısız olmaktan korkuyorum. Hangisi olduğunu çözemedim. Çözersem yazarım bir ara.
        Birde bu fırsat önüme sürüldüğünden beri düşünmeye çalışıyorum. Tam olarak emin değilim ama gitsek de olduğumuz yerde kalsak da içimizde bir şeyler değişmediği sürece hayatımızda değişmeyecek gibi geliyor. Yani yeni insanlar tanıyabiliriz yeni bir işimiz yeni bir çevremiz olabilir. Ama dünyayı algılama biçimimiz, insanlara bakış açımız aynıysa ne farkeder ki? Yine aynı mutsuzluklarla yine aynı sıkıntılarla baş başa kalmaz mıyız? Ama bir yandan da eski olan her şeyi arkada bırakınca algılarımız daha kolay şekilde istediğimiz yönde şekil almaz mı ya da şöyle söyleyeyim bir şeyleri değiştirmek daha kolay olmaz mı?
        Kafam karıştı bak yine :( Ben en iyisi sıcak bir çay alıp her şeyin hayırlısı cınım ya yapmacıklığıyla bu yazımı bitireyim:P Sizlerin de yorumlarınızı ve engin tecrübelerinizi merak ediyorum doğrusu^^


not: Başlığa karar veremediğim zamanlarda fon müziği yazmaya karar verdim. Ama link koymaya üşendim.Çünkü çok tembelim. Onuda siz bulun canım-,- Okuduğunuz için teşekkürler!

30 Mayıs 2015 Cumartesi

Yorumlamadan Duramam !


Merhabalar!! Hüsranla sonuçlanan pazar günümden sonra bir makyaj yazısı iyi gider dedim :( İlk gezdiklerim gördüklerim yazısı olacaktı ama kısmet değilmiş, gerçekleştiremedim :(  Makyajda fena değildir ama dimi? dimi ?
Uzun zamandır makyaj malzemeleriyle arama bir sınır koymuştum ama özel günlerde sürüp sürüştürecek bir şey bulamayınca yemişim doğallığı yaşasın makyaj diyerek Watsonsa koştum^^

İlk önce pek bir umudum olmadan aldığım ama beni sevindiren üründen başlayayım:) Emily dudak kalemi! Evet aşağıda gördüğünüz o kahverengi kalem bir göz kalemi değil^^ Emily'e karşı hep bir antipatikliğim vardır, uzak dururum. Ama o güzel kahverengini görünce dayanamadım aldım. İyi ki de almışım beni şaşırttı. Ben dudak kalemlerini altına nemlendirici kullanıp ruj gibi tüm dudağıma sürüyorum. Emily'de aynı şekilde sürdüm ve kalıcılığı,rengini kolay vermesi baya hoşuma gitti. Çevremdekilerde rujunun rengi ne güzel dedikçe keyfim artıyor^^
Diğer bir ürün Pure Beuty BB kremi ise sevip sevemediğime karar veremedim. İlk çıktığından beri Garnier'in yağlı ciltler için BB kremini kullanıyordum ve matlığı hoşuma gidiyordu. Bu BB krem ise biraz parlak sanki. Tamam cildi canlı gösteriyor ama sevemedim o parlaklığı :/ 42spf ine kanıp aldım bakalım yazın sıcağında iyice parlama yapmaz umarım.
Gelelim hayalkırıklığına.. Alışverişimi yaptım, kasaya geldim, 20TL'lik alışverişte %50 indirim yapılan Maybelline rimeli broşürde görünce e onuda alayım bari Maybelline iyidir iyi! dedim. Ama içi bildiğiniz boş çıktı ya da kuru. Tam olarak anlayamadım:/ Sürüyorum sürüyorum bir değişiklik yok. Kirpiklere hafif bir siyahlık katıyor birde tarıyor o kadar. Bana mı denk geldi yoksa hepsi mi böyle bilemiyorum. Beni hüsrana uğrattın sevgili Maybelline:/
     Benim ufak tefek alışverişim ve ufak tefek yorumlarım bu şekilde:) Şimdilik benden bu kadar^^

17 Mayıs 2015 Pazar

İç Dökmece!

       Herkese merhabaa:) Bir süredir (işe başladım yazımdan beri) bloğumla ilgilenemiyordum  ve bu durum canımı sıkmaya başladı.. Çünkü bu bloğu açmakta ki asıl nedenim sırf kendim için bir şey yapmaktı. Ben kendimce eğleneyim, paylaşayım, içimi dökeyim bana katılmak isteyen insanlar çıkarsa ne mutlu bana niyetiyle başladım. Çevremde kimseye haber vermedim gelin yazdıklarımı okuyun demedim. Beni tanımayan insanlar sırf kendileri istedikleri için okusunlar beni dedim:) Ve 4 ay olmuş, yazdıklarımı takip eden birkaç kişinin olduğunu biliyorum bu da hoşuma gidiyor^^
       Peki bu ilgilenemediğim süre zarfında ne yaptım? Eşek gibi çalışmak deyimini gerçekleştiriyordum. Hayatı çok tanıma fırsatım olmamıştı bu zamana kadar ( çok şükür mü desem üzülsem mi bilemedim), üniversite hayatımı da kendi şehrimde okuduğumdan belki de hiç kendi başıma kendi ayaklarımın üstünde, kendi hakkımı aramak zorunda kalmamıştım. Gayet rahattım yani anlayacağınız. Geçen haftalarda ailem şehir dışına çıkıp, işten eve gelip yemek yapıp hafta sonumu da ev temizliğine ayırınca anladım! Ben bir elim yağda bir elim balda yaşamışım bu yaşıma kadar :D Üstüne birde maaşımın ödenmemesi ve iş arkadaşlarımın garip tavırları bal kaymak oldu ki sormayın. Hala da ödenmedi gerçi orası ayrı bir mesele. İşe başlayalı neredeyse 2 ay olacak ve geçen gün hayatımda ilk defa utana çekine benim bir maaş vardı ama ne oldu ki ? muhabbetinin içinde buldum kendimi :D Ah neyse o konuşmayı atlayayım zira hatırladıkça sinirlerim yine gerilmeye başladı:D Kendime sürekli memur olsan özel sektör derdi çekmezdin diyorum,bir yandan da birkaç sene sonra kendi mesleğinin patronu olacaksın sabret diyorum. Hayat benim gibi kararsızlık huyuyla lanetlenmiş insanlar için biraz daha zor:D
       Birkaç haftadır pazar şımarması da yazamıyorum, tembellikten değil,şımaramıyorumda ondan:( Ama haftaya pazar günü için planlarım var! Blog için fazla özel ama birkaç fotoğraf çekersem paylaşabilirim :) Uzun zamandır bu kadar hevesli olduğum bir durum olmamıştı,umarım bir sıkıntı çıkmaz^^  Özlemişim yazmayı ama elimde aylardır sürünen kitabıma dönmeliyim. Şimdilik benden bu kadar :)