Ne desem nereden başlasam acaba giriş bile yapamadım:) Öncelikle şunu açıklayayım, bazı kitaplar beni öyle etkiliyor, içime işliyor ki yorumlamak için doğru kelimeleri bulamıyorum, anlatamıyorum ama sevdiğim şeyleri paylaşmak istiyorum belki bikaç kişi görür ve alıp okumak ister. Bu kitapta onlardan biri aslında. Neyse başlayalım bakalım:)Kitap trafikte arabasında yeşil ışık yansın diye bekleyen adamın aniden kör olmasıyla başlıyor. Sonra o körlük insanlara yayılmaya başlıyor. Tabi devlet sizi karantinaya
alalım, topluma yayılmasın, size biz bakacağız, her şey kontrol altına alınacak gibi klasik ve içi boş tavırlar sergiliyor. İlk körleri karantinaya alıyorlar. Bu arada sadece bir kişi kör değil o da göz doktorunun karısı bu zaten arka kapakta da yazıyor büyük bir sır vermedim yani huh. O kadına da yazık ya neler gördü o gözler :/ Çünkü körlükle birlikte ne ahlak kalıyor, ne gurur, ne onur, ne de insaniyet. Tüm kavramlar anlamını yitiriyor hatta duygular bile yok oluyor. Açlık, pislik, bencillik, cinayet, tecavüz.. Zayıflar,hastalar şu hep gördüğümüz vahşi doğa belgesellerinde olduğu gibi yaşama tutunamayıp ölüyorlar.