Bugün biraz çekip gitmekten konuşmak istiyorum konunun sonu nereye gider emin değilim:) Her zaman olmasa bile hayatımızın belli dönemlerinde her şeyi,herkesi bırakıp gitmeyi istemişizdir.Yok ben istemedim hayat şartlarım hep gıcırs gitti diyen yoktur dimi :D Varsa uzaklaşsın ben kovalamadan.^^
Birgün birşey olur kendimizden sıkılırız,kötü bir olay yaşarız ya da ne bileyim en yakınlarımız canımızı yakar işte o an gitmek istersiniz. Tabi canınız yandığında intikam manyağı birine dönüyorsanız kalıp savaşabilirsiniz:D. Ben öyle değilim ne yazık ki :/
Çekip gitsem yeni bir hayat kursam, sıfırdan başlasam.. Bu sefer
hayatıma beni üzen insanları sokmasam, yeni bir ben olsam, arkama dönüp
bakmasam..Canım yandığında hemen kaçarım. Kendi içime kapanır aklımdan bu cümleleri geçiririm
Şimdi ne oldu da bu konuyu açtın Penthosun Yandaşı hayırdır inşallah kız! derseniz eğer, ayağıma öylece çekip gitme fırsatı geldi derim bende size :D Peki benim ilk tepkim ne oldu? Hayır ya ben gitmem!( Bu kısa ve öz yanıt aslında içinde yusuf yusuflar, panik ataklar, özgüvensizlikler barındırıyor)
Anladım ki ben sadece hayatımdan şikayetçiyim. Ve şikayet etmeyi seviyorum. Çünkü ne zaman düzeltme fırsatı yakalasam hayır deyip bir kenara itiyorum. Değişime asla açık olmadan sürekli aynı çizgiden gidip aynı şikayetleri ediyorum. Birşeyleri ya değiştirmekten korkuyorum ya da deneyip başarısız olmaktan korkuyorum. Hangisi olduğunu çözemedim. Çözersem yazarım bir ara.
Birde bu fırsat önüme sürüldüğünden beri düşünmeye çalışıyorum. Tam olarak emin değilim ama gitsek de olduğumuz yerde kalsak da içimizde bir şeyler değişmediği sürece hayatımızda değişmeyecek gibi geliyor. Yani yeni insanlar tanıyabiliriz yeni bir işimiz yeni bir çevremiz olabilir. Ama dünyayı algılama biçimimiz, insanlara bakış açımız aynıysa ne farkeder ki? Yine aynı mutsuzluklarla yine aynı sıkıntılarla baş başa kalmaz mıyız? Ama bir yandan da eski olan her şeyi arkada bırakınca algılarımız daha kolay şekilde istediğimiz yönde şekil almaz mı ya da şöyle söyleyeyim bir şeyleri değiştirmek daha kolay olmaz mı?
Kafam karıştı bak yine :( Ben en iyisi sıcak bir çay alıp her şeyin hayırlısı cınım ya yapmacıklığıyla bu yazımı bitireyim:P Sizlerin de yorumlarınızı ve engin tecrübelerinizi merak ediyorum doğrusu^^
not: Başlığa karar veremediğim zamanlarda fon müziği yazmaya karar verdim. Ama link koymaya üşendim.Çünkü çok tembelim. Onuda siz bulun canım-,- Okuduğunuz için teşekkürler!
28 Haziran 2015 Pazar
30 Mayıs 2015 Cumartesi
Yorumlamadan Duramam !
Merhabalar!! Hüsranla sonuçlanan pazar günümden sonra bir makyaj yazısı iyi gider dedim :( İlk gezdiklerim gördüklerim yazısı olacaktı ama kısmet değilmiş, gerçekleştiremedim :( Makyajda fena değildir ama dimi? dimi ? Uzun zamandır makyaj malzemeleriyle arama bir sınır koymuştum ama özel günlerde sürüp sürüştürecek bir şey bulamayınca yemişim doğallığı yaşasın makyaj diyerek Watsonsa koştum^^
İlk önce pek bir umudum olmadan aldığım ama beni sevindiren üründen başlayayım:) Emily dudak kalemi! Evet aşağıda gördüğünüz o kahverengi kalem bir göz kalemi değil^^ Emily'e karşı hep bir antipatikliğim vardır, uzak dururum. Ama o güzel kahverengini görünce dayanamadım aldım. İyi ki de almışım beni şaşırttı. Ben dudak kalemlerini altına nemlendirici kullanıp ruj gibi tüm dudağıma sürüyorum. Emily'de aynı şekilde sürdüm ve kalıcılığı,rengini kolay vermesi baya hoşuma gitti. Çevremdekilerde rujunun rengi ne güzel dedikçe keyfim artıyor^^
Diğer bir ürün Pure Beuty BB kremi ise sevip sevemediğime karar veremedim. İlk çıktığından beri Garnier'in yağlı ciltler için BB kremini kullanıyordum ve matlığı hoşuma gidiyordu. Bu BB krem ise biraz parlak sanki. Tamam cildi canlı gösteriyor ama sevemedim o parlaklığı :/ 42spf ine kanıp aldım bakalım yazın sıcağında iyice parlama yapmaz umarım.
Gelelim hayalkırıklığına.. Alışverişimi yaptım, kasaya geldim, 20TL'lik alışverişte %50 indirim yapılan Maybelline rimeli broşürde görünce e onuda alayım bari Maybelline iyidir iyi! dedim. Ama içi bildiğiniz boş çıktı ya da kuru. Tam olarak anlayamadım:/ Sürüyorum sürüyorum bir değişiklik yok. Kirpiklere hafif bir siyahlık katıyor birde tarıyor o kadar. Bana mı denk geldi yoksa hepsi mi böyle bilemiyorum. Beni hüsrana uğrattın sevgili Maybelline:/
Benim ufak tefek alışverişim ve ufak tefek yorumlarım bu şekilde:) Şimdilik benden bu kadar^^
17 Mayıs 2015 Pazar
İç Dökmece!
Herkese merhabaa:) Bir süredir (işe başladım yazımdan beri) bloğumla ilgilenemiyordum ve bu durum canımı sıkmaya başladı.. Çünkü bu bloğu açmakta ki asıl nedenim sırf kendim için bir şey yapmaktı. Ben kendimce eğleneyim, paylaşayım, içimi dökeyim bana katılmak isteyen insanlar çıkarsa ne mutlu bana niyetiyle başladım. Çevremde kimseye haber vermedim gelin yazdıklarımı okuyun demedim. Beni tanımayan insanlar sırf kendileri istedikleri için okusunlar beni dedim:) Ve 4 ay olmuş, yazdıklarımı takip eden birkaç kişinin olduğunu biliyorum bu da hoşuma gidiyor^^
Peki bu ilgilenemediğim süre zarfında ne yaptım? Eşek gibi çalışmak deyimini gerçekleştiriyordum. Hayatı çok tanıma fırsatım olmamıştı bu zamana kadar ( çok şükür mü desem üzülsem mi bilemedim), üniversite hayatımı da kendi şehrimde okuduğumdan belki de hiç kendi başıma kendi ayaklarımın üstünde, kendi hakkımı aramak zorunda kalmamıştım. Gayet rahattım yani anlayacağınız. Geçen haftalarda ailem şehir dışına çıkıp, işten eve gelip yemek yapıp hafta sonumu da ev temizliğine ayırınca anladım! Ben bir elim yağda bir elim balda yaşamışım bu yaşıma kadar :D Üstüne birde maaşımın ödenmemesi ve iş arkadaşlarımın garip tavırları bal kaymak oldu ki sormayın. Hala da ödenmedi gerçi orası ayrı bir mesele. İşe başlayalı neredeyse 2 ay olacak ve geçen gün hayatımda ilk defa utana çekine benim bir maaş vardı ama ne oldu ki ? muhabbetinin içinde buldum kendimi :D Ah neyse o konuşmayı atlayayım zira hatırladıkça sinirlerim yine gerilmeye başladı:D Kendime sürekli memur olsan özel sektör derdi çekmezdin diyorum,bir yandan da birkaç sene sonra kendi mesleğinin patronu olacaksın sabret diyorum. Hayat benim gibi kararsızlık huyuyla lanetlenmiş insanlar için biraz daha zor:D
Birkaç haftadır pazar şımarması da yazamıyorum, tembellikten değil,şımaramıyorumda ondan:( Ama haftaya pazar günü için planlarım var! Blog için fazla özel ama birkaç fotoğraf çekersem paylaşabilirim :) Uzun zamandır bu kadar hevesli olduğum bir durum olmamıştı,umarım bir sıkıntı çıkmaz^^ Özlemişim yazmayı ama elimde aylardır sürünen kitabıma dönmeliyim. Şimdilik benden bu kadar :)
Peki bu ilgilenemediğim süre zarfında ne yaptım? Eşek gibi çalışmak deyimini gerçekleştiriyordum. Hayatı çok tanıma fırsatım olmamıştı bu zamana kadar ( çok şükür mü desem üzülsem mi bilemedim), üniversite hayatımı da kendi şehrimde okuduğumdan belki de hiç kendi başıma kendi ayaklarımın üstünde, kendi hakkımı aramak zorunda kalmamıştım. Gayet rahattım yani anlayacağınız. Geçen haftalarda ailem şehir dışına çıkıp, işten eve gelip yemek yapıp hafta sonumu da ev temizliğine ayırınca anladım! Ben bir elim yağda bir elim balda yaşamışım bu yaşıma kadar :D Üstüne birde maaşımın ödenmemesi ve iş arkadaşlarımın garip tavırları bal kaymak oldu ki sormayın. Hala da ödenmedi gerçi orası ayrı bir mesele. İşe başlayalı neredeyse 2 ay olacak ve geçen gün hayatımda ilk defa utana çekine benim bir maaş vardı ama ne oldu ki ? muhabbetinin içinde buldum kendimi :D Ah neyse o konuşmayı atlayayım zira hatırladıkça sinirlerim yine gerilmeye başladı:D Kendime sürekli memur olsan özel sektör derdi çekmezdin diyorum,bir yandan da birkaç sene sonra kendi mesleğinin patronu olacaksın sabret diyorum. Hayat benim gibi kararsızlık huyuyla lanetlenmiş insanlar için biraz daha zor:D
Birkaç haftadır pazar şımarması da yazamıyorum, tembellikten değil,şımaramıyorumda ondan:( Ama haftaya pazar günü için planlarım var! Blog için fazla özel ama birkaç fotoğraf çekersem paylaşabilirim :) Uzun zamandır bu kadar hevesli olduğum bir durum olmamıştı,umarım bir sıkıntı çıkmaz^^ Özlemişim yazmayı ama elimde aylardır sürünen kitabıma dönmeliyim. Şimdilik benden bu kadar :)
26 Nisan 2015 Pazar
Sahaf Buldum^^
Merhaba!! Bu hafta içi beni mutlu eden bir olayı anlatmak istiyorum. Yıllardır hep hayal ederdim '' ah şöyle oturduğum çevrede bir kütüphane ya da sahaf olsa da gitsem kurcalasam bir şeyler alsam'' diye. Ama oturduğum semt dolayısıyla yakın çevremde sahaf yada kütüphane yok. Onları geçtim normal kitabevi de yok! Diye biliyordum ben taa ki geçen güne kadar :)
İş için evrakları teslim etmem gereken yerler vardı ve bu yerlerden biri sahaf çıkmasın mı ! Ben tabi bir sevin bir mutlu ol :) Evrakları verdim hemen göz gezdirdim şöyle bir. Çocuk kitapları, romanlar, ansiklopediler, eski dergiler, testler, ders kitapları ne ararsanız vardı. Hatta çocukluğumda okuduğum birkaç kitabı gördüm duygulandım :( Bir dahaki gidişimde satın alırım belki..
Neyse ben dışarıdaki kitaplığa yöneldim çünkü oradakiler sadece 1 liraydı! E ben durur muyum durmam! Bir tane almadan gitmem dedim :D Vaktim de az olduğu için hemen iki tane Stephen King kitabını gözüme kestirdim^^ Ama daha önce hiç Stephen King okumadım itiraf ediyorum :( O yüzden sadece bir tanesini aldım. 1 lirayı uzatırken acayip hissettim kendimi daha önce hiç bir kitaba 1 lira vermemiştim ilginç bir duyguymuş ekmek almak gibi :D
Keşke bu tip yerler daha da artsa ne güzel olurdu.. Tanıdığım birçok insan eski kitaplardan hoşlanmıyor, başkalarının okuyup dokunduğu kitapları alamıyorlar. Bende tam tersi eski olan şeylere merakım var. O yüzden sahafları , antikacıları çok seviyorum galiba. En çok istediğim şeylerden biri de antika bir eşya sahibi olmak^^ Aklımda saat var ama bakalım belki odam için başka bir eşya da olabilir :) Onu da gerçekleştirirsem yazarım:D Bu arada kitaba başlayamadım elimde üç tane yarım kalmış kitap var. E tabi ben günde 2 sayfa okuyup uyuyakalırsam önümüzdeki sene anca başlarım yeni kitaba:D
Bu yazıda burada bitsin o zaman, şimdilik benden bu kadar ^^
İş için evrakları teslim etmem gereken yerler vardı ve bu yerlerden biri sahaf çıkmasın mı ! Ben tabi bir sevin bir mutlu ol :) Evrakları verdim hemen göz gezdirdim şöyle bir. Çocuk kitapları, romanlar, ansiklopediler, eski dergiler, testler, ders kitapları ne ararsanız vardı. Hatta çocukluğumda okuduğum birkaç kitabı gördüm duygulandım :( Bir dahaki gidişimde satın alırım belki..Neyse ben dışarıdaki kitaplığa yöneldim çünkü oradakiler sadece 1 liraydı! E ben durur muyum durmam! Bir tane almadan gitmem dedim :D Vaktim de az olduğu için hemen iki tane Stephen King kitabını gözüme kestirdim^^ Ama daha önce hiç Stephen King okumadım itiraf ediyorum :( O yüzden sadece bir tanesini aldım. 1 lirayı uzatırken acayip hissettim kendimi daha önce hiç bir kitaba 1 lira vermemiştim ilginç bir duyguymuş ekmek almak gibi :D
Keşke bu tip yerler daha da artsa ne güzel olurdu.. Tanıdığım birçok insan eski kitaplardan hoşlanmıyor, başkalarının okuyup dokunduğu kitapları alamıyorlar. Bende tam tersi eski olan şeylere merakım var. O yüzden sahafları , antikacıları çok seviyorum galiba. En çok istediğim şeylerden biri de antika bir eşya sahibi olmak^^ Aklımda saat var ama bakalım belki odam için başka bir eşya da olabilir :) Onu da gerçekleştirirsem yazarım:D Bu arada kitaba başlayamadım elimde üç tane yarım kalmış kitap var. E tabi ben günde 2 sayfa okuyup uyuyakalırsam önümüzdeki sene anca başlarım yeni kitaba:D
Bu yazıda burada bitsin o zaman, şimdilik benden bu kadar ^^
19 Nisan 2015 Pazar
Pazar Günü Şımarmaları!
Herkese mutlu pazarlar! Gerçi bir pazar gününün daha sonuna yaklaşıyoruz ama olsun son anına kadar değerlendirmek lazım :)
Artık pazar günlerini kendimi şımartma günleri ilan ediyorum!! İlk iş olarak da uzun zamandır İnstagram'dan takip ettiğim ve içeriğini merak ettiğim Kafka Okur dergisiyle tanıştım. Normalde Uykusuz okurum yıllardır ve edebiyat dergilerinden hep uzak dururum. O yüzden denemek amacıyla sadece son sayısını satın aldım ama okurken keşke ilk 3 sayısını da satın alsaydım dedim! Diğerlerini de en kısa sürede edinip okumak istiyorum zaten 2 ayda bir çıktığı için rahat rahat okuma vaktim olur.
Edebiyat yapayım diye insanı kasan yazılardan nefret ederim ama bu dergide öyle bir şeye rastlamadım. Özellikle Frida Kahlo ve Milena'ya Mektuplar yazılarına bayıldım. Bir
Artık pazar günlerini kendimi şımartma günleri ilan ediyorum!! İlk iş olarak da uzun zamandır İnstagram'dan takip ettiğim ve içeriğini merak ettiğim Kafka Okur dergisiyle tanıştım. Normalde Uykusuz okurum yıllardır ve edebiyat dergilerinden hep uzak dururum. O yüzden denemek amacıyla sadece son sayısını satın aldım ama okurken keşke ilk 3 sayısını da satın alsaydım dedim! Diğerlerini de en kısa sürede edinip okumak istiyorum zaten 2 ayda bir çıktığı için rahat rahat okuma vaktim olur.
Edebiyat yapayım diye insanı kasan yazılardan nefret ederim ama bu dergide öyle bir şeye rastlamadım. Özellikle Frida Kahlo ve Milena'ya Mektuplar yazılarına bayıldım. Bir
8 Nisan 2015 Çarşamba
İşe Başladım!
Ah merhabalar..Başlıktan da anlaşıldığı gibi hayatımın ilk iş tecrübesini yaşıyorum yaklaşık 1 haftadır. Blogumla ilgilenemedim. Yorumları yayınlamak dışında bir şey yapamadım. İş yaşamının bu kadar yorucu ve yoğun olduğunu düşünememiştim :( Belki de öyle değildir ilk işim olduğu için bana öyle gelmiştir..
Bu süre zarfında hiç bir şey okuyup izleyemiyorum. Eve gelip yemek yiyip uyuyarak günlerim geçiyor. Allah'ım hayat böyle mi geçecek ? Tecrübesizim diye verdikleri 3 kuruşa bunlar çekilecek dert mi? Acaba çalışmasam da zengin kocalara mı kaçsam !? vb sorular kafamda dolanıp duruyor :(
Galiba sadece kafamda da değil dilimden de düşmüyor. Çünkü çevremdeki insanlar yakınmalarımdan bıkmış durumda :D Biraz daha mızmızlanırsam gökyüzünde yalnız gezen yıldızlardan farkım kalmayacak.
Keyifsiz bir yazı oldu yahu. Birde bahar okuma şenliğine katılmıştım ( adımı listede bulamadım ama olsun katıldım ben :D). İşte ondan da geride kalacağım gibi hiç okuyamıyorum ki:( İstediğim kitapları da alamadım. :( Ama bu pazar alırım belki! ^^ Neyse kısa kesmeliyim bu yazıyı çünkü yine uykum geldi :) Hayatımın son durumu budur.Mutlu günler sizinle olsun! Zira bana pek yaklaşmıyor bu aralar:/ Şimdilik bu kadar^^
Bu süre zarfında hiç bir şey okuyup izleyemiyorum. Eve gelip yemek yiyip uyuyarak günlerim geçiyor. Allah'ım hayat böyle mi geçecek ? Tecrübesizim diye verdikleri 3 kuruşa bunlar çekilecek dert mi? Acaba çalışmasam da zengin kocalara mı kaçsam !? vb sorular kafamda dolanıp duruyor :(
Galiba sadece kafamda da değil dilimden de düşmüyor. Çünkü çevremdeki insanlar yakınmalarımdan bıkmış durumda :D Biraz daha mızmızlanırsam gökyüzünde yalnız gezen yıldızlardan farkım kalmayacak.
Keyifsiz bir yazı oldu yahu. Birde bahar okuma şenliğine katılmıştım ( adımı listede bulamadım ama olsun katıldım ben :D). İşte ondan da geride kalacağım gibi hiç okuyamıyorum ki:( İstediğim kitapları da alamadım. :( Ama bu pazar alırım belki! ^^ Neyse kısa kesmeliyim bu yazıyı çünkü yine uykum geldi :) Hayatımın son durumu budur.Mutlu günler sizinle olsun! Zira bana pek yaklaşmıyor bu aralar:/ Şimdilik bu kadar^^
1 Nisan 2015 Çarşamba
Vampire Knight // Vampire Knight Guilty
![]() | |
| alıntıdır |
Ben vampirli olan kitap, film,dizi artık ne varsa hazzetmem aslında. Bunu da benim lise dönemlerime denk gelen Alacakaranlık çılgınlığına bağlıyorum. Çevremdeki herkes deliler gibi Alacakaranlık okuyup ana karakterlere aşık olunca bana bir soğuma gelmişti( tıpkı şuan grinin bilmem ne tonuna karşı hissettiklerim gibi) Neyse aradan neredeyse 10 yıl geçmiş bende ki bu vampirli şeylere olan soğuma da azaldı tabi ( yine de Alacakanlık' a olan antipatim devam ediyor :D)
Etiketler:
anime,
vampir,
Vampire Knight,
Vampire Knight Guilty
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



